Gundem
Çin'de Tartışmalı Etnik Birlik Yasası Kabul Edildi

Çin, 2023 yılı itibarıyla tartışmalı bir yasayı kabul etti. Çin Ulusal Halk Kongresi, Pekin'de yapılan oylamada "Etnik Birlik Yasası"nı ezici bir çoğunlukla onayladı. Bu yasa, özellikle Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde yaşayan Uygur Türkleri gibi etnik azınlıkları doğrudan etkileyecek. Yeni düzenleme ile birlikte, azınlık dillerinin eğitimdeki birincil rolü yasaklanıyor. Bu durum, ülke genelinde eğitim sisteminin Mandarin Çincesine odaklanmasına yol açacak.
Yasanın İçeriği ve Amaçları
Çinli yetkililer, Etnik Birlik Yasası'nın amacını "Çin ulusuna ait ortak bir bilinç oluşturmak" olarak tanımlıyor. Ancak eleştirmenler, bu yasayı azınlık haklarını kısıtlayan bir adım olarak değerlendiriyor. Yasa, devlet kurumları, özel sektör, silahlı kuvvetler ve sivil toplum kuruluşlarının bu bilinç oluşturma hedefini yasal bir zorunluluk haline getiriyor. Bu durum, etnik gruplar arasındaki sosyal bağların güçlendirilmesi olarak savunulsa da, birçok insan hakları savunucusu bunun zorunlu asimilasyonu kalıcı bir devlet politikası haline getireceğini belirtiyor.
Eğitimdeki Değişiklikler
Yasanın en tartışmalı maddelerinden biri, zorunlu eğitimin tüm aşamalarında Mandarin Çincesinin kullanılmasını şart koşmasıdır. Anaokulu öncesinden başlayarak, lise son sınıfa kadar eğitimde azınlık dillerinin kullanımı tamamen yasaklanıyor. Daha önce İç Moğolistan, Tibet ve Sincan Uygur Özerk Bölgesi gibi bölgelerde yerel dillerde eğitim hakkı kısmen korunurken, bu yeni düzenleme ile bu haklar tamamen ortadan kaldırılıyor.
- Mandarin Çincesinin zorunlu kılınması
- Aşamalı olarak azınlık dillerinin yasaklanması
- Yerli kimliklerin zayıflatılması riski
Demografik Değişiklikler ve İnsan Hakları
Yasa ayrıca, etnik azınlıkların yoğun yaşadığı bölgelerde demografik yapıyı değiştirmeyi hedefleyen "karşılıklı gömülü topluluk ortamları" oluşturulmasını teşvik ediyor. Uzmanlar, bu durumun Han Çinlileri ile diğer azınlık gruplarının yerel kimliklerinin zayıflatılması riskini artırdığını belirtiyor. İnsan hakları savunucuları ve akademisyenler, bu düzenlemenin Çin Anayasası'ndaki "etnik grupların kendi dillerini kullanma ve özerklik hakları" ile çeliştiğine dikkat çekiyor.
Yasa ayrıca, Çin sınırları dışındaki kişi ve kuruluşların "etnik birliğe zarar verme" gerekçesiyle yargılanabilmesine olanak tanıyan bir hukuki zemin yaratıyor. Bu durum, Pekin yönetimine yurtdışındaki aktivistlere karşı yasal işlem başlatma yetkisi veriyor. Harvard Üniversitesi'nden hukukçu Rayhan Asat, bu durumun her türlü hak ihlali için stratejik bir kılıf olarak kullanılabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor.
Bu yasanın etkileri, yaklaşık 125 milyonluk 55 farklı etnik grubu doğrudan etkileyecek. Çin nüfusunun yüzde 9'unu oluşturan bu grupların Uygur ve Tibet kimliğinin korunması neredeyse imkansız hale geliyor. İç Moğolistan'da 2020 yılında ders kitaplarının değiştirilmesiyle başlayan asimilasyon uygulamaları, yeni yasayla birlikte tüm ülkede hukuki bir nihayete ermiş oldu. Bu durum, yerel halkın kimliğini tehdit eden bir gelişme olarak kaydediliyor.
Sonuç olarak, Etnik Birlik Yasası'nın kabulü, Çin'deki etnik azınlıklar için ciddi sonuçlar doğuracak gibi görünüyor. Eğitimdeki değişiklikler, demografik yapının değiştirilmesi ve insan hakları ihlalleri, bu yasanın getirdiği risklerden sadece birkaçı. Çin hükümetinin bu yasayı nasıl uygulayacağı ve uluslararası toplumun bu duruma nasıl tepki vereceği merakla bekleniyor.




